29 Ocak 2008

Kanıtı Olmayan Gerçekler'den

32
Çitin öte yanındaki insanların bir yaklaşımı beni çok etkiledi; bu kişiler, Tanrı'nın varlığının kanıtlanmasının bir felaket -şeytanın işi- olacağına inanıyorlar. Bilinmez bir boşluğa doğru inançla atılan bir adım olmaktan çıkıp, apaçık bir temas haline dönüşürse, dindarlığın ne anlamı kalır.
...
Son olarak, mantıkla ilişkiyi tamamen kopararak, varlığı kanıtlansa dahi Tanrı'nın olmadığına inanmaya devam edebilirim. İnançlı bir arkadaşım, bir keresinde bana Tanrı kavramının yararlı olduğunu, çünkü zor zamanlarda ona çıkışılabileceğini söylemişti. Belli ki benim ona çıkışmak için, varlığına inanmam gerekmiyor.

29
Gerçi bizden çok daha büyük bir akıl ve güce sahip dünya dışı bir varlık büyük olasılıkla Tanrı'dan ayırt edilemezdi.

46
Hayatta en önemli şeyler, harekete geçmenin başkalarına anlamsız göründüğü zamanlarda harekete geçenlerce gerçekleştirilir. Genelde başarısız olurlar, ama bazan da başarırlar.

53
Benim inandığım ama kanıtlayamadığım şey, inancın içerikten bağımsız bir süreç olduğu. Yani Tanrı'ya dair inançlar -gerçekten inanılıyorsa- rakamlara, penguenlere, peynire ya da herhangi bir şeye olan inanç ile aynı.

136
Herhangi bir tehditle karşı karşıya olan bir fare, çoğu hayvanın yaptığını yapar: Yani ya hareketsiz kalır ya kaçar ya da saldırır.

137
Bununla birlikte bilinç dile bağlı olmasa bile, dilin bilinci değiştirdiğine şüphe yok.

142
Kimi zaman dikkat etme konusunda, yetişkinlerin çocuklardan daha iyi olduğunu söylesek de, aslında bunun tam tersini kastederiz. Yetişkinler dikkat etmeme konusunda çocuklardan iyidir.

212
İnsanlığı tanımlayan şeyler, işbirliği ve dildir. İnsanın her ayırt edici özelliği, dilin bir türevidir.
Matematik bir dildir, bu nedenle de evrimin bir ürünüdür.

251
ceteris paribus: (Lat.) Bütün şartlar aynı kalmak kaydıyla.