29 Ocak 2008

John Berger

Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar'dan

12
Her şey varolabilmek için bir hedefi tam ortasından vurmalı; on ikiyi ıskalayan hiçbir şey varolamıyor.

21
David Hockney'in dediğine göre, kız kardeşi, Tarnı'nın nesneler arasındaki hava, boşluk olduğuna inanıyormuş. Böylece her şey Tanrı'nın içinde oluyor, Tanrı'nın içinde dolanıyor. Fena fikir değil, değil mi? Ressamların algılama tarzına çok yakın bir bakış. Ressamlar imanlı olduğu için değil, hep resmetmeye çalıştıkları şry tam da bu görünmez boşluk olduğu için. Boyadıkları lekelere bir birlik sağşlayabilecek tek şey bu boşluk -Tintoretti'den Morandi'ye kadar her ne tür bir boşluk olursa olsun.

22
Boşluğun ilk sakininin ışık olması gerekir...

32
"Fırça", der 17. yüzyılda yaşamış büyük Çinli manzara ressamı Shitao, "nesneleri kaostan kurtarmak içindir."

36
Yeniden Shitao'dan alıntı yapacak olursak: Resim mürekkebin kabul ediciliğinin sonucudur: Mürekkep fırçaya açıktır: El kalbe açıktır: Tüm bunlar, yerin ürettiği her şeyin gökten türemesi gibidir: Her şey açıklığın, kabullenmenin sonucudur.





Anlatmanın Bir Başka Biçimi'nden

1x
Fotograf öyle bir buluşma noktasıdır ki, orada fotografçının, fotograflanan şey ya da kişinin, fotografa bakanın ve fotografı kullananların çıkarları genellikle birbirlerininkileriyle çelişir. Ve bu çelişkiler, fotografik görüntünün doğal belirsizliğini ya gizlemeye ya arttırmaya yarar.

75
"Akıl farklılıklara, tahayyül ise şeylerin benzerliğine saygı gösterir." Shelley

88
Fotograflar görünümlerden çeviriler yapmazlar. Görünümlerden alıntılar yaparlar.

92
Muhtemeldir ki fotografın kendine içkin belirsizliğinin yadsınması, öznelliğin toplumsal işlevinin yadsınmasıyla yakından bağıntılıdır.

108
Dinden vazgeçmekle gizemlerin azalacağına inanmak rasyonalist bir yanılmaydı. Nitekim, tam tersine, gizemler çoğaldı.

277
Sürükleyicilikle merak ögelerini birleştiren hikaye modern bir icattır (Poe, 1809-1849); bugünse , hikaye anlatmada , sonda ne olacağını bekleyen gerilimin rolünü küçümseme eğilimi ağır basıyor olabilir. Bir hikayedeki esas gerilim başka bir yerde yatar; hangi istikameti tutturduğunun doğurduğu gizemden ziyade, o istikamete doğru ilerlerken atılan adımlar arasındaki durakların doğurduğu gizemde.
Bütün hikayeler kesiklidir ve söylenmeyen şeylere, süreksizlikleri birbirine bağlayan şeylere dair örtük bir uzlaşıma dayalıdır.





O Ana Adanmış'tan

10

İnsanlar görünün tazeliğnden, bir şeyi ilk defa görmenin yoğunluğundan dem vururlar; ama ben, bir şeyi son defa görmenin daha yoğun olduğuna inanıyorum.

...

Nesnellik, bir şey sona erdikten sonra geriye kalandır.

90

Fotograflar, görünümlerden çeviri yapmazlar. Onlardan alıntı yaparlar.

120

Görünümlerin yarı-dili sürekli olarak daha fazla anlam beklentisi yaratır...

Fotografı çekilen olayın yanı sıra, fikrin açık seçikliğinin yanı sıra, fotografın bakma isteminde içkin olan beklentiyi tatnim edişi de etkiler bizi. Fotograf makinesi görünümlerin yarı-dilini tamamlar ve bunları eklemleyerek şaşmaz bir anlam oluşturur.

145

Büyük bir stratejicinin nihai zafere inanması gerekir. Köylüler inanmazlar. Dünya görüşleri öylesine döngüseldir ki, yeryüzünde nihai herhangi bir şeyin olabileceğine inanmazlar.

164

Umut cezbeder, insanın yakınında olmak istediği, ölçümlerini oradan yapmak istediği bir nokta olarak ışıldar. Kuşkunun merkezi yoktur; o her yerdedir.

180

İstanbul’un öznel karşıtlıkları ne akılla akılsızlık, ne erdemle günah, ne müminle zındık, ne de zenginlikle yoksulluk- nesnel karşıtlıklar dev boyutlu olsa bile. İstanbul’un öznel karşıtlıları saflıkla kötülük, ya da bana öyle geldi.





Görme Biçimleri’nden

47
Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler, Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler, Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye —özellikle görsel bir nesneye— seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.

132
Reklam zevk değil mutluluk vaadeder bize: dışardan, başkalarının gözüyle görülen bir mutluluk. Kıskanılmanın getirdiği bu mutluluk da çekicilik yaratır.

Kıskanılmaksa insanda, ancak yalnız başına tadılabilecek bir kendine güven duygusu yaratır. Bu duygu da yaşantınızı, sizi kıskananlarla paylaşmamanızdan gelir. İnsanlar size ilgiyle bakarlar, oysa siz onlara öyle bakmazsınız —bakacak olursanız o denli kıskanmazlar ki sizi! Bu bakımdan, kıskanılanlar bürokratlara benzerler; ne ölçüde kişiliksiz olurlarsa (hem kendilerinin hem de başkalarının gözünde) o denli büyüyecektir güçlülükleri, aldatmacaları onların. Gerçek olmayan bu mutluluklarında çekiciliğin gücü 'yatar': bürokratın aslında olmayan, varsayılan yetkesinde yatan gücüdür bu. Çekicilik imgelerinin çoğunda görülen boş, belli bir yere yönelmemiş bakışlar başka türlü açıklanamaz. Bu imgelerdeki insanlar yaşamalarını sağlayan bu kıskanç bakışlara görmemezlikten gelerek bakarlar.

138
Bu kitapta verilen reklam imgeleriyle yağlıboya resimdeki imgeleri karşılaştırın; elinize resimli bir dergi alın ya da, vitrinlerde sergilenen nesneleri seyrederek pahalı dükkânların bulunduğu bir caddeden geçin. Sonra da resimli bir müze katalogunu karıştırın. Bunların her ikisinde de mesajların nasıl benzer yollarla verildiğine bakın. İyiden iyiye incelenmesi gereken bir konudur bu. Biz burada yalnızca bu benzerliğin araçlarla amaçlarda çok çarpıcı bir biçimde ortaya çıktığını bir kaç alandan söz etmekle yetinebiliriz ancak.

Modellerle (mankenlerle) mitoloji kişilerinin hareketlerindeki benzerlik.
Saflığın yeniden kazanılabileceği bir yer yaratmak amacıyla doğanın (yapraklar, ağaçlar, su) romantik bir biçimde kullanılışı.
Akdenizin sıcak, özlem uyandıran çekiciliği.
Kalıplaşmış kadın tiplerini gösteren pozlar: Dingin anne (madonna),
uçarı sekreter (kadın oyuncu, kralın metresi), kusursuz evsahibesi (seyirci sahibin karısı), cinsel nesne (Venüs, ürken su perisi), vb.
Kadın bacaklarının cinsellik açısından özellikle vurgulanması.
Lüks kullanım özelliği taşıyan malzemeler: oyma madenler, kürkler, maroken, vb.
Sevgililerin, seyirci düşünülerek önden verilmiş kucaklaşmaları.
Yepyeni bir yaşam sunan deniz.
Erkeklerin, zenginliği ve güçlülüğü gösterecek biçimde du-
Uzaklığın - gizemlilik yaratacak biçimde —perspektifle verilmesi.
İçmenin başarıyla eşitlenmesi.
Şövalyenin (atlının) araba sürücüsüne dönüşmesi.

140
Reklamcılık, tüm tarihi mitolojiye dönüştürür; ne var ki bunu, etkili bir biçimde yapabilmek için tarihsel boyutları olan görsel bir dil kullanmak zorunda kalır.

145
Büyük ölçüde işçi sınıfına seslenen reklamlarda, satılan özel ürünün kişiyi baştan aşağıya değiştireceğinden söz edilir (Külkedisi): orta sınıfa yönelen reklamlardaysa bir ürünler dizisiyle yaratılacak genel havanın içinde doğacak değişik ilişkiler vurgulanır. (Büyülü Saray)

146
Çekicilik çağımızda yaratılmış bir şeydir. Yağlıboya resmin çok tutulduğu zamanlarda çekicilik diye bir kavram yoktu. İncelik, şıklık, güçlülük gibi nitelikler buna benzeyen ama temelde çok değişik bir şey oluşturuyordu.

149
Reklamın başka bir önemli toplumsal işlevi daha vardır. Reklamları hazırlayanların, kullananların bu işlevi bir amaç olarak önceden tasarlamamış olmaları önemini azaltmaz. Reklamcılık, tüketimi demokrasinin yerine geçen bir şeye dönüştürmüştür. İnsanın yiyeceklerini (giysilerini, arabasını) seçmesi çok önemli siyasal seçmenin yerine geçmetedir. Reklam toplumda demokratik olmayan her şevi örtbas etmeye, bu eksikliklerin bedelini ödemeye de yardım eder. Üstelik dünyanın geri kalan kesiminde yer alan olayları da gözlerden siler.

Reklâm, bir tur düşünsel dizge olup çıkar sonunda. Her şeyi kendi diliyle açıklar. Dünyayı yorumlar.

150
Reklamlara bakılırsa üstün olmak demek çatışmalardan uzak olmak demektir.





Düğüne'den

26
Kendisini herkesin görmesini herkesin görmesini istermiş gibi yürüyordu. Oyuncuların ya da sarhoşların yaptığı gibi.

86
Bu ovada, Piadena gibi ufuk çizgisinin hiçbir şey gizlemediği küçük şehirlerde insanlar hayatın canlandığı anları beklerler. Bu anlar geldi mi de, çabucak geçer. Bundan sonra da hiçbir şey eskisi gibi değildir, ama insanlar gene beklerler. Burada zaman, bir dakikadan az sürecek bir yarışmadan önce, aylarca, yıllarca çalışan atletler için neyse odur. Gençler şimdi de motosikletli adamın alanı geçip şehirlerinden uzaklaşmasını seyrediyorlar.

100
Cennet yaşanacak bir yer değil, diyor Vaftizci Yahya, ziyaret edilecek bir yer.

144
Düğün konukları iyice doymuş tek bir hayvana dönüşüyorlar.
Dul bir kadının bahçesinde rastlanması garip, otuz ya da daha başlı bir satir gibi, yarı masalsı bir yaratığa. Büyük bir olasılıkla insanın ateşi bulmasıyla , ancayaşıt olan bu yaratık, hiçbir zaman bir ya da iki günden fazla yaşamaz, ancak kutlanacak yeni bir olay ortaya çıkınca, yeniden doğar. İşte bu yüzden, şölenlere bu kadar ender rastlanır. Bu yaratığa dönüşen insanların, ona yaşarken çağrıldığı zaman karşılık vereceği bir ad bulmaları çok önemlidir, çünkü ancak o zaman, daha sonra belleklerinde, onun mutluluğunda, bir an için kendilerini nasıl kaybettiklerini hatırlayabilirler.

149
Gözlerini Şişman dedikleri bateriste dikiyor. Genellikle vurmalı çalgılara özgü çarpıcı bir inceliği var davulcunun. İyi bir bateri çalabilmek için, sürekli sessizliği dinler insan, ta ki o sessizlik birtakım ritimlere, giderek akla gelebilecek her türlü ritme bölününceye kadar. Zaman bir akış değil de, ayrı ayrı bir dizi nabız atışlarından oluştuğu için böyle bölünür sessizlik. O sessizliği dinlemek çoğu zaman inceltir insanın vücudunu.

154
Müzik zamanı, şimdi olduğu gibi, nabız atışlarına dönüştürdüğünde, sonsuzluk aradaki boşluklardadır.