9 Şubat 2009

Elizabeth Wurtzel

Prozac Toplumu'ndan

39
Daha sonraları, böyle şeylerden anlamaya başladığım zaman, anneme belki de uyku hastalığına yakalanmıştı dedim, ama o bütün erkeklerin böyle olduğunu, orduda onlara her durumda uyumayı öğrettiklerini, onların da bu yüzden hep uyuduklarını söyledi.

64
Depresyon bana müthiş bir kavrayış gücü kazandırdı, sanki çevremde gördüklerimden korunmak için bedenim deriyle değil, incecik bir gazlı bezle sarılıydı.

208
Tanrı, emin olduğu şeyden kuşku duyandan
Yardımlarını esirgemesin.
-Bruce Springsten
"Brilliant Disguise"

269
...
ve düşlerimi fırlatıp atsam
sokağın ortasına
yağmurda büyüsünler diye.
-Tom Waits
"A Sweet Little Bullet From A Pretty Blue Gun"

296

Durumumu anlatırken çıldırmak sözcüğünü kullanmamaya özen gösterdim. Zaman zaman bu sözcük kendiliğinden ortaya dökülüyor, ama ondan nefret ediyorum. Çıldırmak aklını yiti­ren insanların çektiklerini anlatmak için kullanılamayacak kadar şık bir deyim. Bu deyim, depresyonun can sıkıcılığını, yavaşlığını, kasvetini ve ıslaklığını ifade edemeyecek kadar heyecan verici, fazla ebebi, fazla ilginç.

Çıldırmak sözünü, beyin rahatsızlığı çeken o zengin ve şık Zelda Fitzgerald için kullanabilirsiniz veya Aureliano Buendia ailesinin üyelerinin, Yüz Yıllık Yalnızlık ensestle sonuçlandığı zaman içine düştükleri bir şey olarak düşünebilirsiniz. Çıldırmak Latin Amerika'ya veya Birleşik Devletlerin en güney bö­lümüne, Borges'e, Cortazar'a, William Faulkner'a ve Tennes­see Williams'a özgü sıcak ve ateşli bir kişiliğe aittir. Çıldır­mak, izleyene güzel görünür, korkutucu olsa da, görmemeleri gerektiğini bildikleri halde, gözlerini bu feci gösteriden ayıramayan meraklı izleyiciler için yine de eğlenceli bir spordur. Çıldırmak, Chateau Marmont'daki dairesinin onbeşinci katın­dan cazip bir şekilde sallanan Jim Morrison'dur; Elizabeth Taylor ile Richard Burton'un Kim Korkar Hain Kurttan'm dar açılı kameraları karşısında sergiledikleri şatafatlı oyundur; Ondine'de masa üstünde dansederken ve bütün o kansız, sıska haliyle Vogue için gençliği sarsan tip olarak poz verip amfeta-minlerle kendini öldürmeye çalışan Edie Sedgwick'tir; bütün o Nirvana kliplerinde feci halde hasta ve yardıma gereksinimi olan bir adama benzeyen ama çaresizliğini bir madalya gibi taşıyan Kurt Cobain'dir; Avcının Gecesi'nde vaaz verip bağırıp çağıran parmakları dövmeli Robert Mitchum'dur; güzel gitarını param parça eden Pete Towsend'dir; rock and roll'ün ve belki de bütün popüler kültürün her önemli anıdır.

Fakat depresyon yoğun bir donukluk, basbayağı can sıkıntısıdır. Depresyon özellikle de günümüzde fazlaca kullanılan bir sözcüktür ama asla çılgınlıkla hiç ilgisi yoktur; başınızda bir abajurla bütün gece dansettikten sonra eve gidip kendinizi öldürmekle ilgili bir şey değildir. Madam Butterfly'da kanlar içinde ölen Ço-Ço-San'ın, Romeo ve Jülyet'tefei çifte intiharın güzelliği ve romantikliği: Bu sadece çıldırmaktır. Çıldırmak, sözcüğü onu kullananın kurbanlarını kutlamasına, bütün bu güzelliğin ve şiirselliğin altında çirkin ıstıraplar çeken bir kişi olduğunu unutmasına izin verir.