2 Mart 2009

Yazıhane’den

Giorgio Manganelli

17
NİÇİN yazıyorum? Doğrusu bilmiyorum, en küçük bir fikrim bile yok; üstelik soru hem tuhaf, hem de altüst edici. Tuhaf sorunun yanıtı da tuhaf olur, kuşkusuz: Örneğin, başka bir şey yapmayı bilmediğim ya da çalışmaya pek de yatkın olmadığım için yazdığım gibi. G. B. Shaw'u anımsıyorum: "Çalışamayacak kadar yorgun olduğum için, kitap yazıyordum." Yazmak, kesinlikle, "yapmak"tan kaçınmanın kurnazca bir yolu; çevremde insanlar yaşamakla uğraşıyorlar, aileleri var, ücret alıyorlar, hastalanıyorlar, ölüyorlar. Evet, ben de ücret alıyorum, ama "yazma" karşılığında elde edilen paraya ücret denebilir mi? Neyse, saçmalamayalım. Doğuştan küçük hırsızlıklara ya da düzenbazlığa eğilimli, ama büyük ölçüde suç işleme yürekliliği olmayan kişinin dolandırma biçimidir belki de yazmak.


Eugene Ionesco

34
Yapıtın gerçek niteliği, içinde bulunan bilinçsiz itiraflardadır. Bu itiraflar çelişmeli yorumlara uğrayacak ve yansıtılacaktır elbette.

35
İnsan yazmaktan kaçınmalı belki. Ama bu olabilirlik yeni bir sorun çıkarıyor ortaya; hareket etmeli mi etmemeli mi, yaşamalı mı yaşamamalı mı, herhangi bir şeyi yapmalı mı yapmamalı mı, çünkü hepimizin bildiği gibi yazmak da bir çeşit eylemdir.

36
Eğer şu yeryüzünde rahat ediyorsam bunun nedeni yalnızca varolmak yoluyla burada bulunmaya alışmamdır.

42
Yazarın kendinden, kendi içinden fışkırıyor sandığı şey herkesin tanıyacağı, sonra da artık yadsıyamayacağı bir nesnel gerçekti. İyice tanıyınca da zaten bildiklerini, her zaman bilmiş olduklarını sanırlar, basit, olağan bir gerçek gibi görünür bu onlara. Gariplik olağanlığa döner, anlaşılmaz açık seçik olur, imkânsız görülen beklenen bir şey haline gelir. Türetilen ve bulunan dünyasız, yazarın türettiği ve bulduğu dünyasız yaşanmaz olur. Bağdaştırılmış, bütüne katılmıştır artık. Ve çoğu zaman bu yeni gerçek, yeniden aydınlanan unutulmuş bir gerçek olarak, saklıymış da, yeniden gözler önüne serilmiş bir dünya gibi belirir.
Sonra öylesine olağanlaşır ki bayağı görünmeye başlar.

44
Derin öznelliği içinde sanatçı aslında nesneldir. Böylece aynı zamanda hem yeni, hem eski olabilir, değişmez, bilinmeyen ve tanınabilir demek istiyorum.

55
Öyleyse yazar istediklerini, istediğini sandığını, özel kanılarını; tasa ve tutkularını düşünmeden kendini yaratıcı itişinin eline bırakmalıdır. Şaşkın bakışları önünde, hem beklenen hem de beklenmeyen bir dünyanın ortaya çıktığını sezer birdenbire. Bu dünya da içinde yaşadığımız kadar tuhaf görünür ona, çünkü günlük yaşantılarımız arasındaki dinlenme anlarında taze, dikkatli bir gözle bakacak olursak tuhaftır dünya. Yazar bu dünyanın vücuda gelmesine izin vermelidir. Gerçek ve çabucak kırılabilir bir dünyadır bu. Değiştirmemen, karışmamalıdır. Bakmalıdır ona, büyük bir dikkatle incelemelidir. Kişilerin kendi adlarına konuştuklarını, olayların kendisi yön vermeden olup bittiğini görmelidir. Kendi öznelliğinin bir seyircisi olmalı ve uzak durmalıdır.


Roland Barthes

57
Yazmak İçin On Neden
IYAZMAK kuralkoyucu bir etkinlik de, bilimsel bir etkinlik de olmadığından, niçin ya da ne için yazdığımı söyleyemem. Yalnızca, bana yazmayı düşündüren nedenleri sıralayabilirim:
1. Cinsel coşkuyla ilgisiz olmadığı iyi bilinen bir zevk gereksinimi için;
2. Yazının sözü, bireyi, kişiyi merkezinden kaydırmasından dolayı, kaynağı kavranamaz bir işi gerçekleştirmesinden;
3. Bir "yeteneği" yapıta dökmek, ayırt edici bir etkinliği yerine getirmek, bir değişikliği harekete geçirmek için;
4. Tanınmak, ödüllendirilmek, sevilmek, itiraz edilmek, doğrulanmak için;
5. İdeolojik ya da ideoloji karşıtı görevleri yerine getirmek için;
6. Gizli bir tipler dizgesinin, çatışan bir sıralamanın, süregiden bir değerlendirme'nin buyruklarına boyun eğmek için;
7. Dostları memnun etmek, düşmanları kızdırmak için;
8. Toplumumuzun simgesel dizgesini kırmaya katkıda bulunmak için;
9. Yeni anlamlar, yani yeni güçler üretmek, şeyleri yeni bir biçimde ele geçirmek, anlamların buyuruculuğunu sarsmak ve değiştirmek için;
10. Kısacası, yukarıda sıralanan nedenlerle belirlenen çeşitliliğin ve çelişkilerin kaçınılmaz sonuç olarak ortaya koyduğu gibi, düşünceyi, putu, Biricik Saptama’nın, Neden’in (nedensellik ve “haklı dava”) fetişini başarısızlığa uğratmak, böylelikle, çoğulcu etkinliği, üst değeri, nedensellik, ereklik, genellik olmaksızın – metnin kendisini, olduğu gibi – doğrulamak için.



Ursula K. Leguin

89
...çünkü çocuk yalnızca ölümün varolduğunu değil –çocuklar yoğun bir şekilde ölümün farkındadırlar- kendisinin de ölümlü olduğunu, öleceğini anladığı anda, çocukluk biter ve yeni bir hayat başlar. Bu da büyümedir, ama daha geniş bir bağlamda.


Peter Handke

100
Benim için önemli olan, klişeleri "açığa vurmak" değil (az buçuk duyarlı herkes fark ediyor onları), klişeleri kullanarak gerçeklik (gerçekliğim) üzerine yeni sonuçlara varmak: otomatik olarak üretilegelir olmuş bir yöntemi yeniden üretkenleştirmek. Tabii, bir sonraki çalışmada başka bir yöntem gerekecek.


Marguerite Duras

105
Her durumda kitap yazardım sanırım, yazmaya koşut olarak müzik yapsaydım bile. Okunmaz ama bütünlüğü olan kitaplar. Nesnesiz bir aşkın bilinmezliğiyle yüklü her sözün bize uzak olduğu kadar uzak kitaplar.

109
Yazı, yabanıl kılıyor insanı. Yaşam öncesi bir yabanıllığa ulaşıyorsunuz. Ve bu size her seferinde aşina geliyor; ormanların yabanıllığı bu, zaman kadar eski. Her şeyden korkmanın yabanıllığı, farklı ve yaşamın özünden koparılamaz bir yabanıllık. Bütün varlığınızla sarılıyorsunuz. Beden gücü olmadan yazılamaz. Yazmın basma oturabilmek için, kendinizden daha güçlü olmanız gerekir, yazdığınız şeyden daha güçlü olmanız gerekir. Tuhaf mı tuhaf bir şey bu, evet. Yalnızca yazma edimi değil, yazılan şey de gece ortaya çıkan hayvanların çığlıklarıdır; hepimizin, sizin ve benim, köpeklerin. Toplumun kitlesel, umut kırıcı sıradanlığı. Çekilen acıdır, İsa'dır ve de Musa ve firavunlar ve bütün Yahudiler ve aynı zamanda mutluluğun en şiddetli sancısıdır. Böyle olduğuna hep inandım.

114
Yalnızlık, o olmadan hiçbir şey yapamayacağımız şeydir.

120
Bir sineğin ölümü, ölümdür. Dünyanın belirli bir sonuna doğru ilerleyen ölümdür, son uykunun alanını yayan, genişleten bir ölüm. Bir köpeğin ölüşünü görürsünüz ya da bir atın ölüşünü ve bir şeyler dersiniz, örneğin, zavallı hayvan... Ama bir sinek öldüğünde hiçbir şey söylemezsiniz, bir yorumda bulunmazsınız, hiç.

129
İnsan, içinde bir yabancıyı barındırır: Yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır. Budur ya da hiçbir şey değildir.