3 Mart 2009

Robert Pinget

Mösyö Songe’dan

19
Bir çıkmazdan kurtulmak için başkasına girmek gerekir.
-Mösyö Songe

23
Ölümün gerçek tadına varabilmek için insanın memleketinden iyi yer olamaz.

42
Bahçesine döndüğünde Mösyö Songe, yaşlı amatör balıkçının cevabından çok etkilendiğini fark ediyor. Yalnızca zaman geçirmek için yararsız olandan başka bir şey yapmamak! O zaman gündelik yazı denemelerini düşünüyor ve onlarda birden rahatlatıcı bir yerindelik buluyor. Belli belirsiz, en basitinden en soylusuna, bir insanın üstlenebileceği ve sonuçta bu tek haklı gerekçeye dayanan tüm meşgaleleri gözünün önüne getiriyor. Yanlış muhakeme eder korkusuyla sorunu deşmeye cesaret edemiyor, ama bu cevabı unutmamak için de kendi kendine söz veriyor. Enine boyuna düşünülmediğine göre, taşıdığı anlam için değil ama, kendisine sağladığı rahatlama duygusu için.

44
Sulamaya devam ederken, bigudili körle neden ilgilendiğini hatırlıyor. Aslında artık önemi de yok, diyor kendi kendine. Kendi türünün tek örneği olmadığına göre, mutsuzluğu daha az olmalı. Dolayısıyla daha az ilgi hak ediyor.

Ne yazık ki, çok sık tekrarlanan bir düşünme biçimi. Zira, türdeşlerine her bakımdan benzeyen bir maymunun, sırf bu nedenle, dilediğince maymun olmadığını kim söyleyebilir bize? Ve onun kafesinin önünden de diğerlerinkinin önünden geçtiğimiz gibi geçiyoruz ve onu bir daha aklımıza getirmemek için de iyi bir neden buluyoruz.

57
Hayal gücüm artık söylencelerden, masallardan ve diğer abuk sabukluklardan keyif almıyor, ona gerçeğe giden bir yol açmalı. Çünkü gerçek, kavranabilmek için o kadar büyük bir haya gücü istiyor ki, bunun üstesinden yalnızca kusursuz bir gerilim, yazı denemesi gelebilir.

65
Bir kış günü Mösyö Songe evine bakarak, aslında ona bakmasaydım, bugün yıkılıyor olurdu, benim de zaman geçirmek için yapacak bir işim olurdu, diyor. Bakmasaydım daha iyi ederdim, artık ne yapacağımı bilmiyorum.

Sonra, ama bakmasaydım, nasıl vakit geçireceğimi bilemeyecektim, diye düşünüyor.
Sonra bahçesine bakarak, ona bakmadığım zamandan beri çok daha güzel, diyor. Yol kenarlarındaki şu dağçilekleri, sebze bahçesindeki şu aslankuyrukları, şimşirlerin kenarlarındaki şu akşamsefaları. Bahçeye bakmadım da, vaktimi nasıl geçireceğimi bilemedim, dedim mi? Hayır, bakmam gereken ev vardı. Peki ya şimdi? Daha az güzel olması pahasına bahçeye bakacağım ve evi yıkılmaya bırakacağım.

Akşam, ateşin yanında düşüncesine geri dönüyor ve, muhakememde doğru olmayan bir şey var, ama neresinde? diyor. Yeniden muhakeme ediyor, arıyor. Ama bulamıyor çünkü ateşin tatlı sıcaklığı ona zamanın geçtiğini unutturuyor.

68
Gün ışığı sanki unutturmuş gibi, akşam olunca yoğunlaşmış gibi gelen şehir gürültüsü.

70
Mösyö Songe, her türlü şiirselliğini düşmanı mantığın üstesinden yalnızca tekniğin geleceğini bilmiyor. Teknin ne o zaman? Dizginlerinden kurtumuş mantığın, sonunda kendi kendini yok edecek kadar şiddetlenmesi. Ama o zaman, rüyalara ne hacet.?

71
Falanca yeğenini çağırdığında ve yeğen de Falanca’yı çağırdığında, kimin buna söyleyecek sözü olabilir, kapıcı haricinde?

72
Dokumayı öğrenmek, kendine dokumacı dememeyi öğrenmekten daha az yıl alır.

72
Özdeyişler söyleyen kişiler, treni kaçırmış gezgin satıcılara benzerler.

93
İnsanın geçmişinin, ancak onu kendi kendine söz konusu ettiği ya da söz konusu etmeyi düşündüğü ölçüde var olabileceği sonucuna varıyor buradan.

Diyelim ki, geçmişini hiçbir zaman hatırlamamış ya da kimsenin de hatırlamayacağı bir kişinin durumu tasavvur edilmiş olsun, o kişi asla var olmamış olacaktır.

Safsata mı? diye soruyor kendi kendine Mösyö Songe