Fotografçı Olmak Üzerine'den
47
Belgesel fotograf ile nesnellik arasında bir bağlantı olduğu düşüncesinin nasıl ortaya çıktığını merak ediyorum. Bildiğin gibi belgesel fotograf teriminin tuhaf bir tarihi var. 19. yüzyılda belgesel fotografçı diye bir şey yoktu; olsa olsa, elyazmaları, planlar ve benzeri düz belgelerin fotograflarını çeken fotografçıyı çağrıştırırdı bu tanım. John Grierson’un “belgesel film” terimini ilk kez kullanması ancak 1930’larda gerçekleşti, fakat onun tanımı öznel, taraflı bir bakış açısına bağlıydı, propagandaya. Belgesel (documentary) sözcüğü “docere” –öğretmek- fiilinden geldiği için bu mantıklıydı. Tuhaf olan, sözcüğün foografa transfer oedildikten sonra tam tersini ifade etmesiydi: Nesnel kanıt.
57
Hiç fikir sahibi olmadığınız konuları, en azından konu başlığına ilişkin iyi bir araştırma yapıncaya kadar erteleyin. Örneğin, kent yoksulluğu meselesine, arka sokaklarda dolaşarak v kapı aralarında bazı zavallıların fotografını çekerek herhangi bir katkıda bulunamazsınız. Bu, keşif değil, sömürüdür.
63
Sözünü ettiğimiz kendine özgü tarz, görsel keşfin yan ürünüdür, hedefi değil. Kişisel bakış, doğrudan onu hedeflemediğinde ortaya çıkar. Uzun süre içinde ve çok sayıda görüntüde “kendi”, sonuç-ürün olması durumundan daha da büyük bir güçle tekrar tekrar ortaya çıkar. İronik biçimde, “kendi” ile başladığında o kaybolur; görmezlikten gelirsen görünür olur.
68
Bana göre en iyi fotograflar, doğrudan kalbe ulaşıp kana karışanlar, beyne ulaşmaları ise biraz zaman alanlardır.
77
Zaten fotografçılığın ardındaki tutkulu itici güç de kolayca ifade ettiğimiz unsurları bir araya getirmekteki büyük zorluktur.
85
Her türden başarılı fotograflara baktığımda ortak bir zemin görüyorum; bir kaçınılmazlık duygusu. Bu fotografların bir başka şekilde nasıl tasarlanabileceğini hayal edemiyorum. Var oldukları biçimde tamamlanmış görünüyorlar.
103
“Hafıza bir görüntü ister.” Bertrand Russell
157
“Anlamak gerçek tatmindir. O, ardından pişmanlık gelmeyen yegane mutluluktur.” Socrates
176
Sanat, araç ya da tarz değil, kendini adamış birey tarafından yaşam boyu edinilmiş birikimle yaratılan bir çalışmalar bütününün üzerinde uzlaşılmış değerlerdir.
Bu çalışmalar bütünü muhtemelen, seçilen alanın kendine has özellikleri çevresinde konumlanacakır.