Vadideki Zambak'tan
60
Aslında kendini suçlu bulan bir insana mutluluk vermek kadar zor bir şey yoktur.
72
-Gece güzel!
-Gece kadındır. Madam!
73
Annemdeki cimriliğin bana ilham ettiği acı düşünceler, ıstıraplar sanki derinliği ölçmek üzere uçurumun kenarına kadar varmış olanların kutsal özverisini ilham etti. Gerçi soğuk terlerle beslenmiş olan dürüstlüğüm hayatın yanılıp çakıl taşlarıyşa örtülü sonunun göründüğü anlarda güç buldu. Ama, o müthiş insanî adaletin kıhcının bir adamın boynuna inmek üzere kaldırıldığı her seferde kendi kendime, 'Ceza yasalarını mutsuzluk nedir hiç bilmemiş kimseler çıkarmış' diye düşünüyordum.
172
Elli yaşındaki kadın sizin için her şeyi yapar, yirmi yaşındaki ise hiçbir şey; biri sizden bütün hayatınızı isteyecektir, öteki ise arada vereceğiniz bir kaç dakika ile, göstereceğiniz bir iki incelik ile yetinecektir. Genç kadınlarla alay ediniz, onların her söylediklerini şaka sayınız; çünkü ciddi bir düşünce onların kafasında yer alamaz. Genç kadınlar, dostum; egoisttirler, basittirler, gerçek birer dost olamazlar, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmezler, aşk alanında herhangi bir başarı için sizi feda edebilirler.
177
Çekilen acılara dayanan gözlemler tam değildir. Çünkü mutluluğun da kendisine özgü aydınlatıcı bir ışığı vardır.
329
-İnsan ölmek için ne acılara katlanıyor.
335
...bilim gibi sakindi...
Eugenie Grandet'den
30
B. Grandet de öyle bir: "Al kızım!" dedi ki bunun söylenişi bir oyuncuya ün kazandırırdı.
33
Paraya ne değer verirlerdi, ne küçümserlerdi; ondan vazgeçivermeye alışmışlardı çünkü. Kendileri bilmeden ezilmiş, gene de canlı kalmış, varlıklarının sırrı olmuş duyguları onları, yaşantıları baştan başa maddi olan bu insanlar topluluğu arasında birer ayrıcalıklı haline getiriyordu. İnsanın korkunç yazgısı! Hiçbir mutluluğu yoktur ki herhangi bir bilgisizlikten ileri gelmesin.
57
Mutluluğumuzun verdiği derin bir utanç, kendisine özgü bir bilinç vardı; belki de haklı olarak, bizi düşüncelerimizin alnımızda yazılı olduğuna, başkalarının gözüne gün gibi göründüğüne inandırır.
62
Babasının bu sözleri üzerine Eugenie'nin gözleri kararır gibi oldu.Gönlünde belirmeye başlayan uzak umutlar, birdenbire çiçek açtı, gelişti, bir öbek çiçek oldu, sonra kızcağız bunları kesilmiş, yerde yatıyor gördü.
69
Genç kız amca oğlunun yumurtanın içine batırılmak üzere uzun uzun dilinmiş ekmeklerini koparışına bakıyor, bundan büyük bir zevk alıyordu; Paris'li aşifte işçi kızların en duygulu temiz yürekliliğinin üstün geldiğini gösteren bir melodramı seyrederken nasıl bir zevk alırsa öyle bir zevk.
88
Aile onuru onun bu tasarısında öylesine az yer tutuyordu ki iyi niyetini kumar oynayanların kendilerinin para koymadıkları bir el oyunu seyretmek için duydukları isteğe benzetebiliriz.
136
Böylece, Eugenie amca oğlunun acılarını yeni doğan bir aşkın çocuksu sevinçleri içinde uyutmaktan zevk alıyordu. Aşkın başlangıcıyla yaşamanın başlangıcı arasında birtakım hoş benzerlikler yok mudur? Çocuğun beşiği tatlı ninnilerle, hoş bakışlarla sallanmaz mı? Ona gelecek günlerini yaldıza boğan güzel masallar anlatılmaz mı? Umut parlak kanatlarını onun için boyuna açmaz mı? Yavrucuk bir sevinçten, bir aadan gözyaşı dökmez mi? Bir hiç yüzünden, entipüften bir saray kurmaya çalıştığı çakıllar, yapılır yapılmaz unutulan çiçek demetleri yüzünden kavga etmez mi? Zamanı durdurmak, yaşama yolunda ilerlemek için çırpınmaz mı? Aşk bizim yaşantımızın ikinci bir değişim çağıdır.
180
Bütün seven kadınlarda olduğu gibi , onun düşüncesine göre de sevgi demek bütün dünya demekti.