Genç Werther'in Acıları'ndan
22
Ateşli duyguların, sıcak ve yakıcı isteklerin bu kadar temiz anlatıldığını hayatımda görmedim. Hatta diyebilirim ki, onların bu kadar temiz olabileceğini hiç düşünmemiştim.
28
Danstan hoşlanmaktan sözaçıldı. Lotte, "dansa düşkünolmak bir kusur da olsa, kendi payıma danstan üstün bir şey bilmediimi söyleyebilirim.
31
Eğlence sırasında bir felaketin veya korkunç bir olayın ansızın yakalaması, bize her zamankinden daha çok tesir ediyor. Bu, kısmen aradaki tezadın kendini kuvvetle hissettirmesinden, ksmen de ve hatta daha fazlasıyla, duyularımızın o anda uyanık bulunarak bir tesiri daha çabuk almasından ileri geliyor.
36
İçimizde belirsiz bir enginlik doğar, gözümüz nasıl dalarsa duygularımız da bu enginliğin içine öyle kayar. O zaman kendimizi buna iyice vermek, bu tek, yüce ve tatlı duygunun sevinci ile içimizi doldurmak için yanıp tutuşuruz. Oraya koşup erişince, değişen bir şey olmadığını görürüz. Kendimizi yine yoksulluğumuzun, sıkıntımızın içinde buluruz. Ruhumuz da kaçıp giden saadetin hasretini çeker, durur.
Bu yüzden, en azılı bir serseri bile sonunda vatanını özler, uzak ülkelerde boşuna aradığı sevinci, evinde, karısının sinesinde, çocuklarının arasında ve onlara bakmakta bulur.
45
Bizi hoş bir hayal içinde avuttuğu vakit en çok mesut eden tanrı bize nasıl davranıyorsa biz de çocuklarımıza öyle muamele etmeliyiz.
48
Beni seviyor! Kendi gözümde değerim ne kadar arttı! O beni seveli kendime karşı sevgim ne kadar arttı!
60
Ben birkaç kere sarhoş oldum, delilik derecesine yakın ihtiraslara kapıldım. Ama ikisinden de pişmanlık duymuyorum. Çünkü, böylelikle, büyük ve imkansız işler başarmış bütün üstün insanlar neden sarhoş ve deli dendiğini anlamış oldum...
...Utanın, ey akıllılar! Utanın, bilgiçler!
113
Çok zaman göğsümü parçalamak, beynimi dağıtmak istiyorum; biz insanlar, birbirimiz için ne kadar az şey yapabiliyoruz! İçimde sevgi, sevinç, sıcaklık ve coşkunluk yoksa, bunu bana kimse veremiyor. Kalibm bahtiyarlık içinde olsa bile, karşımda soğuk ve cansız duran bir kimseyi mesut edemiyorum.
Faust -I-
15
Bir eğlencedir beklediği her bireyin.
Kaldırmışlar kaşlarını bekliyorlar oturdukları
Yerlerde, elenmek, sevinmektir dilekleri hepsinin.
22
Boşken elim avucum, mutluydum yine,
Tutkundum gerçeğe, severdim yalanı da.
Ve o taşkın duyguları bana veren,
O derin, acılar dolu mutluluğu da.
Hıncın gücünü, bir de sevginin erkini.
Getir gençliğimi geri, ver bana!
36
-TİN-
Taşan yaşam sularında, olaylar kasırgasında Batar, çıkar sürüklenirim,
Bir öteye, bir beriye!
Doğum ve mezar,
Sonsuz bir deniz,
Değişken bir örgü,
Alevli bir yaşam,
İşte ben, zamanın gürüldeyen tezgahında
Tanrısalın canlı kumaşını dokuyorum.
39
Ey Tanrım! Sanat çok uzun,
Oysa yaşam kısa.
Ben, eleştirel çabalarımda bile,
Başı dönen, yüreği daralan.
Ne güçmüş edinmek o araçları,
Başarının kaynağına götürenleri!
Daha varmadan yolun yarısına bile
Yok olur benim gibi düşkün bir ölümlü.
63
Akşam basınca bilinir evin değeri...
97
Bir alışkanlıktır bu durum,
Böyle emer anasının memesini çocuk,
İlkin teper, almak istemez
Sonra derin bir tutkuyla asılır memeye.
Siz de böylesiniz bilgeliğin göğüsleri önünde,
Çoğalacak gün geçtikçe alacağınız tat.
103
Siz, oldukça, iyi yapılısınız,
Pek eksik değil ataklığınız.
Sizin, kendinize güveniniz varsa,
Başkaları da güvenirler size,
Özellikle kadınları yönetmeyi öğrenin.
O bitmez tükenmez ahları ohları
Şu bin kez olanlar
Anvak böyle sağıltılır.
Biraz saygı gösterirseniz onlara
Alırsınız avucunuzun içine hepsini.
Bir san gerek onlarda güven sağlamaya,
Sanatınızın birçok sanattan üstün olduğunu gösterin
Tüm olanakları bir mehabayla kazanırsınız,
Başkalarının yıllarca çevresinde dolaştıkları,
Öğrenin ufacık nabızlarına bakmayı iyice,
Sonra kavrayın ateşli bakışlarla
Onların güzel kalçalarını, bellerinin
Ne denli bağlandığını anlamak istercesine
143
Gizemli kalır akıllılar, deliler için.
...
Alışkanlık sonucu inanılır duyulan kimi söze,
İnsan, böylece, düşünce ürettiğini sanır.
149
Erişilmez ereğe kolayca, öyle hızla.
Yalnızca saldırıyla varılmaz başarıya,
Bir düzen kurmamız gerekiyor.
178
Sevgili melek! İnan ki anlayış denen nesne
Çokluk dar görüşlülük, bencillik demektir.
202
Yanlış anlama beni, güzel yüzlü melek!
Kim ona bir ad verebilir?
Kim açıklayabilir:
Ona inanıyorum diye?
Kim onu sezerken
Üstlenebilir
Ona inanmıyorum demeyi?
Tüm varlığı kapsayan,
Tüm varlığı sürdüren,
Kuşatmıyor mu dersin
Seni, beni, kendini?
Üstümüzde kubbeleşmiyor mu gök?
Durmuyor mu sapasağlam yer altımızda?
Yükselmiyor mu sevgiyle bakarak bize
Ölümsüz yıldızlar?
Gözümü gözüne dikerek bakmıyor muyum
Sana, tüm varlık sokulmuyor mu
Senin beynine, yüreğine,
Sonsuz bir gizem içinde
Görünmeyen görünür olmuyor mu yanında?
Doldur onunla gönlünü, ne denli büyük
Mutlu olunca tüm gönlünle, olsa da bu gizem
Ne dersen de ona! Mutluluk, gönül, aşk, tanrı!
Ben bulamam ona bir ad;
Duygudur her nesne,
Bir kuru gürültüdür ad, bir dumandır,
Göksel mutluluğu sislendirendir.
221
Nasılsa bir kez orospu oldun!
Hakkıyla yap artık bu işi.