3 Nisan 2009

La Rochefoucault

Özdeyişler'den


IX
Zekiyimdir ve bunu söylemekte nazlanmam: zira bu hususta sahte bir tevazua ne lüzum var? Dolambaçlı yollara sapmak ve meziyetlerinden bahsederken bunları küçültmeye çalışmak, bana öyle geliyor ki, zahiri bir tevazu perdesi altında biraz benlik hırsı saklamak ve başkalarını kendi lehine söylediklerinden çok daha fazlasına inandırmak için pek ustaca bir çareye başvurmaktır.

XVI
Bir fazilet diye gösterilen o merhamet, bazı gösteriş için, ara sıra tembellik sebebiyle, çok kere korku yüzünden ve hemen daima her üçünün birlikte tesiriyle meydana gelir.

XXVIII
Kıskançlık bir bakıma yerinde ve makul bir şeydir. Çünkü bizim olan veya bizim olduğunu sandığımız bir şeyi muhafaza arzusundan başka bir gayesi yoktur; halbuki haset, başkalarının iyiliğine tahammül edemeyen bir kudurganlıktır.

LXXXVII
İnsanlar birbirlerini aldatmasalar, uzun zaman bir arada yaşayamazlardı.

XC
Hayat alışverişinde biz meziyetlerimizden ziyade kusurlarımız yüzünden hoşa gideriz.

XCIII
Yaşlılar artık kötü örnekler verecek halde olmayışlarının acısını avutmak için iyi öğütler vermekten hoşlanırlar.

CXXI
Çok kere yapılan iyilikler, ceza görmeden kötülük yapabilmek içindir.

CXXXI
Sevişmeyi adet edinmiş kadınların en küçük kusuru sevişmeleridir.

CXLIX
Hakkımızda söylenen takdirleri kabul etmek istemeyişimiz, iki kere övülmek arzusundan başka bir şey değildir.

CXCVI
Bizden başka bilen olmadığı zaman kusurlarımızı pek çabuk unuturuz.

CCXVI
Asıl yiğitlik, herkesin karşısında yapabileceği şeyi hiç şahidi olmadan yapmaktır.

CCXXVI
Bir borcu yerine getirmek hususunda fazla aceleci ve telaşlı davranmak, nankörlüğün bir türlüsüdür.

CCLXII
Bir ihtiras daha yoktur ki içinde benlik sevgisi aşkta olduğu kadar alabildiğine hüküm sürsün; insan kendi rahatını kaybetmektense sevdiğine huzurunu kaybettirmeyi daima tercih eder.

CCCI
Malı ve parayı hor gören çoktur ama veren az.

CCCLI
Artık sevmez olduğumuz zamanlar münasebetimizi kesmek ne güçtür.

CCCLXXV
Dar kafalı insanlar, havsalarının almadığı her şeyi fena görürler.

CCCLXXVII
Görüş keskinliğinin en büyük kusuru, hedefe varmamak değil ötesine aşmaktır.

CCCLXXXIX
Kabiliyetimiz azalınca, zevkimiz de aşağılar.

CDIX
En güzel hareketlerimiz bile, eğer onları meydana getiren bütün sebepler herkesçe bilinmiş olsaydı, bize çok kere utanç verirdi.

CDXLII
Düzeltmek istemediğimiz kusurlarımızla iftihar etmeye çalışırız.

CDXCVI
Kabahat yalnız bir tarafta olsaydı, kavgalar uzun zaman devam etmezdi.

CLXXVI
Bir İtalyan şairi, kadınların namusluluğu için, bu namuslu görünmek sanatından başka bir şey değildir demişti. Bütün faziletlerimiz için aynı şeyi söyleyebiliriz.

CCLVI
Hoşa gittiğinden şüphe etmemek, hoşa gitmemenin en emin yoludur.

CCCLXXV
Kusurlarımızı itiraf etmeye gücümüz yetiyorsa, onları mazur görebiliriz.

---XI
Gerçek bir dost nimetlerin en büyüğü ve elde etmeye en az çalıştığımızdır.