3 Aralık 2008

Walter Murch

Göz Kırparken

7
Zamansal anlamda olmasa da görsel tutarsızlık Eski Mısır resminin en çarpıcı özelliğidir. İnsan bedeninin her parçası en karakteristik ve en iyi göründüğü açıdan resmedilirdi: Kafa profilden, omuzlar karşıdan, kol ve bacaklar profilden, karın karşıdan. Tüm bu açılar tek bir resimde birleşirdi. Bugün perspektif yasalarıyla uzlaşmış bizler için Eski Mısırlılar karikatüre benzer çarpık bir görünüm verirler. Belki de gelecekte birçok açının aynı anda gösterilmesiyle filmler de aynı şekilde karikatürize ve çarpık görünecektir.

13
Çünkü sadece seyircinin hayal gücünü harekete geçirmek için yapılması gerekeni yapmaya çalışıyorsunuz. Önermek her zaman ortaya koymaktan daha etkilidir. Bir noktayı aştığınızda, ortaya daha fazla çabayla detay zenginliği koyduğunuzda aslında seyircyi katılımcı olmaktan uzaklaştırıyorsunuz demektir.

16
Benim için ideal bir kesme aşağıdaki altı kuralın hepsini birden karşılayan kesmedir...
1. Duygu %51
2. Öykü %23
3. Ritim %10
4. Göz takibi %7
5. Perdenin iki boyutlu yapısı %5
6. Aksiyonun üç boyutlu yapısı %4

43
Bir sahneyi kurgularken malzemede "kendimi görmeyene" kadar uğraşırım.

51
"Bana göre mükemmel film gözlerinizin önünde akan bir düşünce gibidir ve hatta onu gözleriniz yansıtıyor gibi olmalıdır. Böylece görmek istediğinizi görüyor gibi olmalısınız. Film düşünce gibidir. ve bütün sanatlar içinde düşünme eylemine en yakın olandır.
Odadaki şu lambaya bakın. Şimdi bana bakın. Şimdi tekrar lambaya bakın. Ne yaptığınızı farkettiniz mi? Göz kırptınız. Bunlar kesmelerdir. Birinci seferden sonra biliyorsunuz ki benden lambaya pan yapmanıza gerek yok çünkü arada ne olduğunu biliyorsunuz. Zihniniz sahneyi kesti. Önce lambayı gördünüz. Kestiniz. Sonra beni gördünüz."
Huston'ın farkına varmamızı istediği şey fizyolojik bir mekanizma olan ve görsel algımızı kesintiye uğratan "göz kırpma"dır.

55
Başarısız oyunculuklam ilgili göstergelerden biri " yanlış zamanda" gelen göz kırpmalardır.

109
"Yönetmen kendi kendini ortaya çıkaran bir sirkin müdürüdür." FFCoppola

110
20. yüzyıl ortasında sinemanın geleceği konusunda duyulan kötümserlik televizyonun geleceği ele geçireceğini öngörüyordu. Ama bu bakış insana ait en az dil kadar eski bir dürtüyü göz ardı ediyordu: Evden çıkıp ateşin başında kendisi gibi insanlarla toplanmak ve öyküler dinlemek.
Sinemasal deneyim bu eski uygulamanın yenilenmiş halidir. Buıradaki fark ateşin yerini öyküleri kendi başına anlatn görüntülerin almış olmasıdır. Resimler her defasında aynı şekilde yansır ama her izleyenin zihninde farklı düşer yaratır. Bu edebiyatın kalıcılığı ile tiyatronun anındalığının bir karışımıdır.