28 Mayıs 2010

Truffaut

Antonioni, Truffaut, Fellini, Bergman Sinemasını Anlatıyor'dan

56
-"The 400 Blows"da Antoine'ın ünlü donan görüntüsüyle bitiyor, ancak, görüntünün donması filmde sıkça oluyor. Örneğin, annesinin okula gelip, Antoine'ın, ondan ölmüş gibi söz ettiğini öğrendiğinde Antoine donuyor, polis, fotoğrafını çektiğinde yine öyle; arkadaşının arkasından bakakaldığı okul sahnesinde yine öyle. Bu donma motifi amaçlı mı? Eğer öyleyse, bu Antoine'ın sonunun, kötüye varacağını gösteriyor.

-Böyle bir planım yoktu. Dahası, polis merkezindeki gibi bir donma, yalnızca, fotoğraf çekilmesini göstermenin sonucudur. Filmin sonundaki donma ise bir kazaydı. Leaud'ya kameraya bakmasını söyledim; öyle yaptı, ama gözlerini hemen kaçırdı. Bana vermesini istediğim kısa bakış, gözlerini kaçırmadan verdiği bakış olduğu için, seçim şansım yoktu ama o bakışı korudum; dolayısıyla görüntü dondu.

60
-Amaçlarınıız üstüne sorduğum sorulara genellikle, uyarladığınız romana bağlılık neyi gerektiriyorsa onu yaptığınızı söyleyerek yanıt veriyorsunuz. Kaynağındaki ruha en çok uymayan "Fahrenheit 45I" için ne diyeceksiniz? Ray Bradbury'nin romanı, izleği yoğun siyasallık içeren, McCarthy döneminin bir eğretilemesidir. Bunun ayrımında mıydınız? Filminizde, siyasal boyut, niçin hiçbir yerde yok?

-O beni ilgilendiren türden bir şey değil. Size söylediğim gibi, filmlerimi genellikle hayranlık duyduğum kitaplardan yaparım. Fahrenheit 451 ise ayrıdır. Bir gün, bir arkadaşımla bilim kurgu üstüne konuşuyorduk. Ona bu türden hoşlanmadığımı, çünkü, bilim kurgunun gerçeklikten çok çok uzak, olaylarda çok başına buyruk olduğunu, bende heyecan uyandırmadığını söyledim. Arkadaşım karşı çıkarak, bana Bradbury'nin kitabının planını anlattı; betimlenen, kitapların yasaklandığı bir toplumdu; itfaiyeciler, yangın söndürmüyorlar ancak kitap yakmak üzere yangınlar yaratıyorlardı; bu kitapları okumak isteyenlere, kitap metni belleğe yerleştiriliyordu. Bunu duyduğumda, hemen filmi yapmaya karar verdim. Ama kitabı gerçekte okumadım.

72
-Peki öyleyse, siz, Antonioni'den neden böyle nefret ettiğinizi açıklayın.

-İlkin ondaki mizah yokluğu. çok ciddi, bunu çok öne çıkarıyor. Kadın ruhunun psikoloğu gibi kendini yansıtan görüntülerini sevmiyorum. De Gaulle Fransızların, Cezayir konusunda güvenini yeniden kazanmaya çalışırken onlara şunu söyledi: "Fransız erkekleri ve kadınları, sizi anladım." Antonioni de benzer bir noktadadır ve şöyle der: "Dünyanın kadınları, sizleri anladım." Ve ardından modayı izler.

73
Basit insanlar, rafine yazarları perdede görmek istediklerinde, kaynakla uyarlayan arasındaki ayrılık, her zaman bu sonucu doğuruyor. Küçük romanları alıp, büyük bir romancı gibi kullanan Godard'ı daha çok tercih ediyorum. Nitekim, bunu denedim. Gerek, Shoot the piano Player gerekse Godard'ın Band of Outsider'ı, Raymond Queneau'nun bir romanının sinemadaki eşdeğerlerini verme çabasıdır. Ne ben, ne de o, Queneau'nun romanlarından birini uyarlamayı gerçekte hiçbir zaman göze alamazdık.