29 Kasım 2008

Cahillikler Kitabı'ndan

John Lloyd - John Mitchinson

xiii
Her şeyi bildiğimiz konusunda, belki de şu anda (eğer gerçekten kurtulabildiysek) dini hurafelerin karanlık çağlarından bile daha fazla tehlikedeyiz. Bugün insan bilgisinin bütün hazinesine bir "mouse" tıklaması mesafesindeyiz; bu oldukça hoş ve güzeldir ama başka bir kutsal metne dönüşme tehlikesi taşır.

1
Burnumuzun ucundaki şeyi görmek sürekli mücadele gerektirir. (George Orwell)

8
Kafası olmayan bir piliç ne kadar yaşayabilir?
Yaklaşık iki yıl.

10
Şu ana kadar ölmüş olan insanların yarısını (muhtemelen 45 milyar kadar) dişi sivrisinekler öldürmüştür (erkek sivrisinekler sadece bitkileri ısırır).

15
Bukalemunlar değişik duygusal haller sonucunda renk değiştirirler. Eğer bu renk değiştirme ortama uymak için oluyorsa bu tamamen tesadüftür.

18
Dünyadan çıplak gözle toplamda sadece dört galaksi görülebilir; bunlardan da sadece yarısı aynı anda görülebilir (her yarımkürden iki tane). Kuzey yarımküreden Samanyolu'nu ve Andromeda'yı (M31) görebilirken, Güney yarımküreden Büyük ve Küçük Macellan Bulutları'nı görebiliriz.

71
Kulağakaçan böceğinin, birincisinin kırılması durumuna karşı (ki bu sık sık başına gelir) yedek bir penisi vardır.

73
Penisi büyük diğer türler dokuz kemerli armadillo (penisi, cüssesinin üçte ikisine kadar ulaşır) ve mavi balinadır; mavi balinanın penisi, balinanın kendi boyutuyla karşılaştırıldığında görece mütevazı kalsa da, 1.8 ila 3 metrelik uzunluğu ve yaklaşık 45 cm'lik çevre ölçüsüyle en büyük penis olma özelliğine sahiptir.
Bir mavi balinadan boşalan meninin yaklaşık 20 litre olduğu tahmin ediliyor; bu meninin üretildiği testislerin her biri de 70 kg civarındadır.

96
Eğer evren sonsuzsa ve eşit biçimde dağılmış sonsuz sayıda yıldız içeriyorsa, baktığımız her yerde bir yıldız bulunmalı ve gökyüzü geceleyin gündüz gibi aydınlık olmalıydı. (Olbers Paradoksu)

114
Tatlı bir dil ve bir silahla, yalnızca tatlı dille başardığınızdan daha çok şey başarırsınız. (Al Capone)

141

Çiçeğin ismi Farsça'da türban anlamındaki dulband kelimesinin Türkçe söylenişi olan tülbent kelimesinden gelir. Bu nedenle etimologlar henüz tam açmamış lale şeklinin türbana benzeyişini "hayali benzerlik" olarak adlandırırlar (ya da belki de Türklerin geleneksel olarak başlıklarına bu çieri takmalarından dolayı olabilir).

144
Işık sesten daha hızlıdır. Bazı insanları, seslerini duyana kadar ışıl ışıl görmemizin sebebi de bu değil midir? (Steven Wright)

151
Londra Hayvanat Bahçesi'nde bir devekuşunun bir metrelik ip, bir bobin film, bir çalar saat, bir bisiklet valfı, bir kalem, bir tarak, üç eldiven, bir mendil, biraz altın kolye parçası, bir kol saati ve birkaç tane bozuk para yediği fark edildi.

157
Köpekler arka arkaya çiftleşir, doggy style ile değil.
Bir köpeğin üzerinde gidip gelen bir köpek gördüğünüzde bu aslında bir üstünlük hareketidir. Boşalma pek nadir gerçekleşir. Bu yüzden komşunuzun köpeği, cinsel ilişkiye girmek için çocukların bacaklarını tercih ediyor gibi görünür. Aslında bu cinsel bir davranış değildir; amaç bir topluluk içinde kendine yer edinmektir ve öncelikle topluluğun en küçüğünü seçer.

161
"Ölümden sonra saç ve tırnaklar üç gün daha uzar fakat çalan telefonlar azalır", önemli Johnny Carson deyişlerinin sonuncusu ve en iyisidir.
Fakat saç ve tırnaklar ölümden sonra hiç uzamaz. Bu tamamen bir efsanedir. Öldüğümüzde vücudumuz su kaybeder ve derimiz sıkılaşır, bu da saç ve tırnağın uzadığına dair bir göz yanılgısı yaratır.

166
Yeryüzündeki oksijenin çoğunu üreten şey su yosunlarıdır. Su yosunları fotosentezin atık maddesi olarak oksijen açığa çıkarır. Çıkardıkları net oksijen miktarı diğer tüm ağaçların ve kara bitkilerinin çıkardıklarından daha fazladır.

191
California ve New Mexico üniversitelerinde aynı IQ'ya sahip kadın ve erkek beyinleri üzerinde incelemeler yapıldı. Sonuçlar şaşırtıcıydı: Erkeklerde kadınlarınkinden altıbuçuk kat daha fazla gri madde varken kadınlarda erkeklerden on kat daha fazla beyaz madde vardı.
Kadınlardaki beyaz madddenin ön loblarda yoğunlaşmış olduğu, erkeklerdeyse ön loblarda hiç beyaz madde olmadığı anlaşıldı. Bu ön lobların duygusal kontrol, kişilik ve karar almada önemli olduğu düşünülüyor.

201
Hayattaki en büyük tehlike çok fazla önlem almanızdır. (Alfred Adler)

204
Meydana gelen trafik kazalarının önemli bir kısmı sürücülerin uyumasından kaynaklanmaktadır. bunu engellemenin en iyi yolu saçınızdan bir tutamı sun-roof'a sıkıştırmaktır. Diğer bir yöntemse elma yemektir. Bu, sindirimi uyararak azar azar enerj, yayılımı sağlar ve kısa süerli bir etkisi olan kahve çarpmasından daha etkili olur.

216
İnsanlar bir solucan bile meydana getiremez, ama düzinelerce tanrı yaratır. (Michel De Montaigne)

224
En azından bir tarihçi, Robin Hood hikayelerinin ana fikrinin, geleneksel olarak sunulan "ormana karşı şehir" ya da "zengine karşı fakir" mücadelesi değil, denizaşırı tüccarlığın bozulmuş, yok olmakta olan soyluluğa karşı zaferi olduğunu savunmuştur.
Pahalı kırmızı elbiseler içindeki Robin Hood aslında fakirlerden ziyade, ortaya çıkmakta olan orta sınıfların savunucusudur.

224
"Hayat nedir?" diye soruyorsun. Bu "Havuç nedir?" diye sormakla aynı şey. Havuç havuçtur işte, başka da bir şey bilmiyoruz. (Anton Çehov)

259
Her bilimsel gerçeğin geçtiği üç aşama vardır. Önce insanlar bunun incil'e aykırı olduğunu söylerler. Daha sonra bunun zaten daha önce keşfedildiğini söylerler. En sonunda da bunun zaten hep öyle olduğuna inandıklarını söylerler. (Louis Agassiz)

Marquis De Sade

Erdemle Kırbaçlanan Kadın'dan

9
Kader'in garip, önüne geçilmez yaptırımlarını, istemini çözümlediğimizde felsefenin gerçek utkusuyla karşılaşacağız.

45

Mutsuz insanlar için en uğursuz şey, uykudan uyanmak; duyuların dinlenmesi, düşüncelerin bir süre yatışması, acıların geçici olarak unutulması, yeniden bütün ezicilikleriyle canlanıverir, eskisinden daha fazla etkiler kişiyi, her şey daha bir arttırır ağırlığını.

164
-Size acı veren şeyleri sık sık tekrarlayın, vicdan azabından kurtulmayı başardığınızı göreceksiniz. Tutkuların meşalesini, menfaaatin güçlü yasalarını çıkarın karşısına, kısa zamanda darmadağın edersiniz bu duygunuzu. Vicdan azabı günahı ispatlamaz, yalnızca kolaylıkla boyunduruk altına sokulabilecek bir ruhu gösterir. (La Dobois)

10 Kasım 2008

Goethe

Genç Werther'in Acıları'ndan

22
Ateşli duyguların, sıcak ve yakıcı isteklerin bu kadar temiz anlatıldığını hayatımda görmedim. Hatta diyebilirim ki, onların bu kadar temiz olabileceğini hiç düşünmemiştim.

28
Danstan hoşlanmaktan sözaçıldı. Lotte, "dansa düşkünolmak bir kusur da olsa, kendi payıma danstan üstün bir şey bilmediimi söyleyebilirim.

31
Eğlence sırasında bir felaketin veya korkunç bir olayın ansızın yakalaması, bize her zamankinden daha çok tesir ediyor. Bu, kısmen aradaki tezadın kendini kuvvetle hissettirmesinden, ksmen de ve hatta daha fazlasıyla, duyularımızın o anda uyanık bulunarak bir tesiri daha çabuk almasından ileri geliyor.

36
İçimizde belirsiz bir enginlik doğar, gözümüz nasıl dalarsa duygularımız da bu enginliğin içine öyle kayar. O zaman kendimizi buna iyice vermek, bu tek, yüce ve tatlı duygunun sevinci ile içimizi doldurmak için yanıp tutuşuruz. Oraya koşup erişince, değişen bir şey olmadığını görürüz. Kendimizi yine yoksulluğumuzun, sıkıntımızın içinde buluruz. Ruhumuz da kaçıp giden saadetin hasretini çeker, durur.
Bu yüzden, en azılı bir serseri bile sonunda vatanını özler, uzak ülkelerde boşuna aradığı sevinci, evinde, karısının sinesinde, çocuklarının arasında ve onlara bakmakta bulur.

45
Bizi hoş bir hayal içinde avuttuğu vakit en çok mesut eden tanrı bize nasıl davranıyorsa biz de çocuklarımıza öyle muamele etmeliyiz.

48
Beni seviyor! Kendi gözümde değerim ne kadar arttı! O beni seveli kendime karşı sevgim ne kadar arttı!

60
Ben birkaç kere sarhoş oldum, delilik derecesine yakın ihtiraslara kapıldım. Ama ikisinden de pişmanlık duymuyorum. Çünkü, böylelikle, büyük ve imkansız işler başarmış bütün üstün insanlar neden sarhoş ve deli dendiğini anlamış oldum...
...Utanın, ey akıllılar! Utanın, bilgiçler!

113
Çok zaman göğsümü parçalamak, beynimi dağıtmak istiyorum; biz insanlar, birbirimiz için ne kadar az şey yapabiliyoruz! İçimde sevgi, sevinç, sıcaklık ve coşkunluk yoksa, bunu bana kimse veremiyor. Kalibm bahtiyarlık içinde olsa bile, karşımda soğuk ve cansız duran bir kimseyi mesut edemiyorum.


Faust -I-

15
Bir eğlencedir beklediği her bireyin.
Kaldırmışlar kaşlarını bekliyorlar oturdukları
Yerlerde, elenmek, sevinmektir dilekleri hepsinin.

22
Boşken elim avucum, mutluydum yine,
Tutkundum gerçeğe, severdim yalanı da.
Ve o taşkın duyguları bana veren,
O derin, acılar dolu mutluluğu da.
Hıncın gücünü, bir de sevginin erkini.
Getir gençliğimi geri, ver bana!

36
-TİN-
Taşan yaşam sularında, olaylar kasırgasında Batar, çıkar sürüklenirim,
Bir öteye, bir beriye!
Doğum ve mezar,
Sonsuz bir deniz,
Değişken bir örgü,
Alevli bir yaşam,
İşte ben, zamanın gürüldeyen tezgahında
Tanrısalın canlı kumaşını dokuyorum.

39
Ey Tanrım! Sanat çok uzun,
Oysa yaşam kısa.
Ben, eleştirel çabalarımda bile,
Başı dönen, yüreği daralan.
Ne güçmüş edinmek o araçları,
Başarının kaynağına götürenleri!
Daha varmadan yolun yarısına bile
Yok olur benim gibi düşkün bir ölümlü.

63
Akşam basınca bilinir evin değeri...

97
Bir alışkanlıktır bu durum,
Böyle emer anasının memesini çocuk,
İlkin teper, almak istemez
Sonra derin bir tutkuyla asılır memeye.
Siz de böylesiniz bilgeliğin göğüsleri önünde,
Çoğalacak gün geçtikçe alacağınız tat.

103
Siz, oldukça, iyi yapılısınız,
Pek eksik değil ataklığınız.
Sizin, kendinize güveniniz varsa,
Başkaları da güvenirler size,
Özellikle kadınları yönetmeyi öğrenin.
O bitmez tükenmez ahları ohları
Şu bin kez olanlar
Anvak böyle sağıltılır.
Biraz saygı gösterirseniz onlara
Alırsınız avucunuzun içine hepsini.
Bir san gerek onlarda güven sağlamaya,
Sanatınızın birçok sanattan üstün olduğunu gösterin
Tüm olanakları bir mehabayla kazanırsınız,
Başkalarının yıllarca çevresinde dolaştıkları,
Öğrenin ufacık nabızlarına bakmayı iyice,
Sonra kavrayın ateşli bakışlarla
Onların güzel kalçalarını, bellerinin
Ne denli bağlandığını anlamak istercesine

143
Gizemli kalır akıllılar, deliler için.
...
Alışkanlık sonucu inanılır duyulan kimi söze,
İnsan, böylece, düşünce ürettiğini sanır.

149
Erişilmez ereğe kolayca, öyle hızla.
Yalnızca saldırıyla varılmaz başarıya,
Bir düzen kurmamız gerekiyor.

178
Sevgili melek! İnan ki anlayış denen nesne
Çokluk dar görüşlülük, bencillik demektir.

202
Yanlış anlama beni, güzel yüzlü melek!
Kim ona bir ad verebilir?
Kim açıklayabilir:
Ona inanıyorum diye?
Kim onu sezerken
Üstlenebilir
Ona inanmıyorum demeyi?
Tüm varlığı kapsayan,
Tüm varlığı sürdüren,
Kuşatmıyor mu dersin
Seni, beni, kendini?
Üstümüzde kubbeleşmiyor mu gök?
Durmuyor mu sapasağlam yer altımızda?
Yükselmiyor mu sevgiyle bakarak bize
Ölümsüz yıldızlar?
Gözümü gözüne dikerek bakmıyor muyum
Sana, tüm varlık sokulmuyor mu
Senin beynine, yüreğine,
Sonsuz bir gizem içinde
Görünmeyen görünür olmuyor mu yanında?
Doldur onunla gönlünü, ne denli büyük
Mutlu olunca tüm gönlünle, olsa da bu gizem
Ne dersen de ona! Mutluluk, gönül, aşk, tanrı!
Ben bulamam ona bir ad;
Duygudur her nesne,
Bir kuru gürültüdür ad, bir dumandır,
Göksel mutluluğu sislendirendir.

221
Nasılsa bir kez orospu oldun!
Hakkıyla yap artık bu işi.

Gogol

Eski Zaman Beyleri'nden

36
O zamandan beri beş yıl geçti. Zaman hangi derde ilaç değildir ki? Ona denk olmayan kuvvetlerle yapılacak savaşta hangi tutku galip gelebilir ki?

112
Çok iyi insandır İvan İvanoviç! Kavunu da çok sever.

174
Onların ne konuştuklarını kesin olarak söyleyemem, ama öyle sanıyorum ki; hava, köpek, ekin, hotoz, aygır vs. gibi hem hoş hemde yararlı şeylerden söz ediyorlardı.



Ölü Canlar'dan

19
...-son esere taç giydirmektir-...

106
Dünyada öyle yüzler vardır ki, onların üzerinde doğa uzun süre durmamış, yontmak için ince gereçler, öğneğin: eğe, ince burgu gibi gereçler kullanmamış, bir çırpıda, şöyle böyle yapıvermiştir: Baltayı bir vurmuş dudaklar ortaya çıkmış, büyük bir burguyla gözleri oymuş ve en ufak bir rende, törpü bile yapmadan "canlı!" diye atıvermiştir yeryüzüne.

121
Zevkler üzerine tartışılmaz. Bir atasözü vardır: Kimi papazı sever, kimi papazın karısını.

148
Yorganın altına sürter sürtmez öyle deliksiz, dein, güzel bir uykuya daldı ki, böyle bir uykuya ancak bir basur memesi, piresi, pek fazla da aklı olmayan insanlar dalabilir.

197
Hepimiz kimi küçük, myanlış davranışlarımızı hoş görmez miyiz? Yakınlarımızdan birine suçumuzu yükleyivermek istemez miyiz? Örneğin ya uşağımıza, ya emrimizdeki, o anda karlımızda çıkan bir memura, ya karımızai ya da hiçbirini bulamazsak bir iskemleye yükleyiveririz tüm suçu, iskemleyi kaptığımız gibi, kapıya mı gelir, nereye rast gelirse fırlatıveririz.

265
İnsanın tutkuları denizdeki kumlar kadar sayısız, biri ötekine benzemeyen, başlangıçta en iyisinden en aşağılığına kadar, hepsi insanın iradesi altında; ama sonra iradesi altından çıkarak, kişiyi iradesi altına alıveren, insanı zalimleştiern tutkulardır.

304
Hepimizde olduğu gibi general Betrişçev'in de bir sürü değerli yönleri ve kusurları vardı. Bütün bu özellikleri her Rus'ta olduğu gibi, onda da tam bir karışıklık, düzensizlik içindeydi.

383
Ruhun gizli yanları vardır: Bir insan ne kadar doğruluktan uzaklaşırsa uzaklaşsın, ne kadar geri dönülmesi imkansız suçlar işlerse işlesin, ne kadar kötü yola saparsa sapsın, eğer yaptıklarının kötülüğü, reziliği onun başına kakılırsa elinde olmadan sarsılır ve dünyası altüst olur.

Orhan Cem Çetin

Bedava Gergedan'dan
(Kent Bilgesinin Son Sözleri)

27

Yıldızlar varlık ile yokluk arasındaki farkı göstermek için göz kırparlar.

İnsan, metafor yapan hayvandır.

Sokakta yürürken temiz giyimli, gençten bir adam görür ve onu nereden hatırladığını bir türlü çıkaramazsan, bil ki o bir banka memurudur.

Bir insanın, bulunduğu mekana ait olup olmadığını iyi anlamaya bakın.

Üzerinde ne yazdığını anlayamadığın tişörtü girme.

28

Fotografa gereğinden fazla önem veriliyor. Bu iş başımızı yiyecek.

İnsanların en sık yaşadığı facia, soydukları meyvenin ellerinden yere düşmesidir.

Ortalama insanın en fazla dikkat harcayarak yaptığı şey, buz kabına su doldurup, dökmeden buzlupa yerleştirmektir.

Yanlış zili çaldığında kapıyı hep sinirli bir yaşlı kadın açar.

Bizi asıl ilgilendiren tanrının olup olmadığı değil, bizim kul olup olmadığımızdır.

Şimdi, çocukluğum bitti. Öğrenciliğim bitti. Askerlik bitti. Artık kimse benden bir şey beklemiyor.

29

Delik çorabı hangi ayağınıza giyerseniz giyin, delikten parmak çıkar.

Sinemada uyuduğumuzda, evde televizyonun karşısında uyuduğumz kadar suçlu hissetsek kendimizi bari.

Uçaklarda hosteslerin o yapay yakınlıklarına her defasında inandım.

30

Ben aslında bilgisayarı hiç sevmedim. Bilgisayarı yaratanları sevdim.

Kapıcılar beni hep korkutmuştur.

Haritaları duvarlarına asacak kadar çok sevmemin nedeni resimden anlamam olabilir mi?

Kendi röntgenine bakmakla bir başkasının röntgenine bakmak arasındaki farkları sınıflandırmak bile zor.

Mandolinimle göz göze gelmemeye çalışıyorum.

Diş doktorum çiklet çiğnememi salık verdiğinde annemin yüzünün aldığı şekli görmeniz gerekirdi.

Herakleitos

Kırık Taşlar'dan

24
Gizli uyum
güçlü
açıktan

25
Doğa gizlemeyi sever

50
Dinlediklerimden
biri yok ki
anlamış olsun:

Bilgelik
ayrı düşmektir
her şeyden

52
...(bilge kişi) tanınmaz
inanca açlığından insanların

53
Aptal her sözde telaşlanır

69
Uyanıkken gördüğümüz her şey: ölüm
Uyurken gördüğümüz: uyku

72
Uyanıkların
bir tek
ortak dünyası var

Uyuduğunda
herkes
kendi dünyasına döner

83
Tanrıya
her şey
güzel
iyi
haklı

İnsana
kimi haklı
kimi haksız

87
Çocuk oyunudur insanların görüşleri

117
Altın arayanlar
çok kazıp
az bulurlar

4 Kasım 2008

Charles Dickens

Büyük Umutlar'dan

60
Çocuğun uğradığı haksızlık bize küçücük bir şeymiş gibi gelebilir, ama çocuk da küçük olduğu için kendi dünyasının bütün ölçüleri kendi boyuna göredir.

74
Pencere başına geçtikten beş dakika sonra konuşmalarından hepsinin de iki yüzlü kimseler olduğunu anlamıştım. Hepsi de karşısındakilerin iki yüzlü olduğunu bilmemezlikten geliyorlardı, çünkü böyle bir şeyi kabul etmek kendi iki yüzlülüklerini kabul etmek olacaktı.

102
Büyük insanda ciddiye aldığımız duyguları çocukta gülünç buluruz.

129
Bu dünyada gözyaşlarımızdan utanmamalıyız; çünkü katı kalplerimizi çölleştiren kumların üzerine dökülen yağmur gibidir gözlerimizin yaşı. Bu kadarcık ağlamak bile beni daha iyi bir insan yapmıştı... Kendi nankörlüğümün daha çok farkındaydım, daha pişman, daha yumuşaktım şimdi.

2 Kasım 2008

Honore de Balzac

Vadideki Zambak'tan

60
Aslında kendini suçlu bulan bir insana mutluluk vermek kadar zor bir şey yoktur.

72
-Gece güzel!
-Gece kadındır. Madam!

73
Annemdeki cimriliğin bana ilham ettiği acı düşünceler, ıstıraplar sanki derinliği ölçmek üzere uçurumun kenarına kadar varmış olanların kutsal özverisini ilham etti. Gerçi soğuk terlerle beslenmiş olan dürüstlüğüm hayatın yanılıp çakıl taşlarıyşa örtülü sonunun göründüğü anlarda güç buldu. Ama, o müthiş insanî adaletin kıhcının bir adamın boynuna inmek üzere kaldırıldığı her seferde kendi kendime, 'Ceza yasalarını mutsuzluk nedir hiç bilmemiş kimseler çıkarmış' diye düşünüyordum.

172
Elli yaşındaki kadın sizin için her şeyi yapar, yirmi yaşındaki ise hiçbir şey; biri sizden bütün hayatınızı isteyecektir, öteki ise arada vereceğiniz bir kaç dakika ile, göstereceğiniz bir iki incelik ile yetinecektir. Genç kadınlarla alay ediniz, onların her söylediklerini şaka sayınız; çünkü ciddi bir düşünce onların kafasında yer alamaz. Genç kadınlar, dostum; egoisttirler, basittirler, gerçek birer dost olamazlar, kendilerinden başka hiç kimseyi sevmezler, aşk alanında herhangi bir başarı için sizi feda edebilirler.

177
Çekilen acılara dayanan gözlemler tam değildir. Çünkü mutluluğun da kendisine özgü aydınlatıcı bir ışığı vardır.

329
-İnsan ölmek için ne acılara katlanıyor.

335
...bilim gibi sakindi...


Eugenie Grandet'den

30
B. Grandet de öyle bir: "Al kızım!" dedi ki bunun söylenişi bir oyuncuya ün kazandırırdı.

33
Paraya ne değer verirlerdi, ne küçümserlerdi; ondan vazgeçivermeye alışmışlardı çünkü. Kendileri bilmeden ezilmiş, gene de canlı kalmış, varlıklarının sırrı olmuş duyguları onları, yaşantıları baştan başa maddi olan bu insanlar topluluğu arasında birer ayrıcalıklı haline getiriyordu. İnsanın korkunç yazgısı! Hiçbir mutluluğu yoktur ki herhangi bir bilgisizlikten ileri gelmesin.

57
Mutluluğumuzun verdiği derin bir utanç, kendisine özgü bir bilinç vardı; belki de haklı olarak, bizi düşüncelerimizin alnımızda yazılı olduğuna, başkalarının gözüne gün gibi göründüğüne inandırır.

62
Babasının bu sözleri üzerine Eugenie'nin gözleri kararır gibi oldu.Gönlünde belirmeye başlayan uzak umutlar, birdenbire çiçek açtı, gelişti, bir öbek çiçek oldu, sonra kızcağız bunları kesilmiş, yerde yatıyor gördü.

69
Genç kız amca oğlunun yumurtanın içine batırılmak üzere uzun uzun dilinmiş ekmeklerini koparışına bakıyor, bundan büyük bir zevk alıyordu; Paris'li aşifte işçi kızların en duygulu temiz yürekliliğinin üstün geldiğini gösteren bir melodramı seyrederken nasıl bir zevk alırsa öyle bir zevk.

88
Aile onuru onun bu tasarısında öylesine az yer tutuyordu ki iyi niyetini kumar oynayanların kendilerinin para koymadıkları bir el oyunu seyretmek için duydukları isteğe benzetebiliriz.

136
Böylece, Eugenie amca oğlunun acılarını yeni doğan bir aşkın çocuksu sevinçleri içinde uyutmaktan zevk alıyordu. Aşkın başlangıcıyla yaşamanın başlangıcı arasında birtakım hoş benzerlikler yok mudur? Çocuğun beşiği tatlı ninnilerle, hoş bakışlarla sallanmaz mı? Ona gelecek günlerini yaldıza boğan güzel masallar anlatılmaz mı? Umut parlak kanatlarını onun için boyuna açmaz mı? Yavrucuk bir sevinçten, bir aadan gözyaşı dökmez mi? Bir hiç yüzünden, entipüften bir saray kurmaya çalıştığı çakıllar, yapılır yapılmaz unutulan çiçek demetleri yüzünden kavga etmez mi? Zamanı durdurmak, yaşama yolunda ilerlemek için çırpınmaz mı? Aşk bizim yaşantımızın ikinci bir değişim çağıdır.

180
Bütün seven kadınlarda olduğu gibi , onun düşüncesine göre de sevgi demek bütün dünya demekti.

Stendhal

Kırmızı ve Siyah'tan

13
Saygınlık! Bunu hiç önemsemez misiniz, bayım? Budalaların saygısını, çocukların şaşkınlığını, zenginlerin isteğini, bilgelerin horgörüsünü. (Barnave)

84
Kadınlar hep böyledirler işte, diye yineledi Bay Renal. Bu karmaşık makinelerin, her zaman bir rahatsızlığı vardır.

99
Yokluğu, salaklıklarını unutturmuştu.

127
Günlğk olayların gülünçlüğü, tutkuların gerçek acısını sizden saklar. (Barnave)

155
Söz, düşüncesini saklamak için verilmiştir insana. (R.P.Malagrida)

211
Bir insanın değeri neyse, bulunduğu yer de o kadar değerlidir, diyordu çevresini alan öğrencilere.

373
Ah! Tasarlanan büyük bir işle onun uygulanması arasında geçen süre ne denli korkunçtur! Boş yere ne denli korkular, ne kararsızlıklar geçirir insan! Yaşam söz konusudur. Daha önemlisi, onur söz konusudur! (Schiller)

Ernest Hemingway

Silahlara Veda'dan

12
Karanlıkta dünya insana zaten masal gelir, geceleri hiç bir şeye aldırmazsınız; sabahleyin ise kaygılarınız yok olup, gitmiştir. Bazen her şey çok güzeldir, sevgi doludur. Sokağa çıktığınızda bir gün daha başlar ve arkasından bir gece daha. Geceyle gündüz arasındaki farkı anlatmaya çalıştım. Gece iyidir ama gündüz de temizdir. Anlatamayacağım galiba...

60
Akşamın karanlığı bana pek küçükmüşüm hissini veriyordu. Erkenden yenen akşam yemeğinden sonra yatırılmaya benziyordu bu.

111
Hepimiz hapı yutmuşuz. Bütün iş bunu kabul etmemekteymiş. Hangi ülke hapı yuttuğunu en son anlarsa savaşı o kazanacakmış.

117
«Bizi kimse ele geçiremez, çünkü sen çok yüreklisin.» dedim.
«Yüreklilere hiçbir şey olmaz.»
«Ama ölürler.»
«Topu topu bir kez ölürler.»
«Bilmem ki. Kim çıkarmış bunu?»
«Korkak bin kez ölür, yürekli bir kez, diye mi?»
«Evet. Kim söylemiş?»
«Bilmem.»
«Herhalde korkağın biriymiş,» dedi.
«Korkaklara ilişkin çok şey biliyormuş ama yürekliler konusunda çok şey bilmiyormuş. Yürekli insan, eğer akıllıysa, iki bin kez ölür. Ama öldüm bittim demez.»
«Bilmem. Yürekli insanların kafalarının içlerini görmek zordur. »
«Evet. Onun için yürekli kalırlar ya zaten. »

219
Dünya herkesin kolunu kanadını kırar. Daha sonraları, kolu kanadı kırılan kimseler, kırık yanlarıyla daha da güçlü olmasını bilirler. Ama dünya, kolunu kanadını kıramadıklarını öldürüverir. Çok iyileri, çok anlayışlıları ve çok yürekli olanları hiç bakmadan öldürür. Bunlardan hiçbiri değilseniz, hiç kuşkunuz olmasın sizi de öldürecektir. Ama şimdilik acelesi yoktur, zamanı değildir henüz.