Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi’den
25
Yaşlı bir osuruk olarak gidip ceketimi almanın iyi olacağma karar verdim. Dördüncü kattan yürüyen merdivene bindim. Kim icat etti yürüyen merdiveni? Delilik diye buna derim. Yürüyen merdivenlerde ve asansörlerde çıkıp inen insanlar, araba süren insanlar, garaj kapılarını uzaktan kumanda ile açan insanlar. Sonra yağları eritmek için jimnastik salonlarına gidilir. 4.000 yıl sonra bacaklarımız olmayacak, ördeklere benzeyeceğiz. Bütün türler kendilerini yok ederler. Dinozorların sonu da böyle oldu. Canlı namına ne varsa yediler, sonra birbirlerini yemeye başladılar ve sonunda tek dinozor kaldı ve o orospu çocuğu da açlıktan öldü.
53
Gömleğe ihtiyacım vardı. Gömleklere baktım. Bir tane bile bulamadım. Gerizekalılar tarafından tasarlanmışlardı sanki.
55
Bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum. Repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok.
114
Yürürken bir gencin bana doğru koştuğunu gördüm. Bunun ne anlama geldiğini biliyordum. Önümü kesti.
“Afedersiniz”, dedi. “Siz Charles Bukowski misiniz?”
“Charles Darwin”, dedim ve yanından geçip yürüdüm.
Hollywood’dan
21
“Et yeme” dedi Sarah, “kekten de yeme, şekeri fazla.”
Tanrılar Sarah’yı ömrümü on yol uzatsın diye yollamışlardı.
22
Modard köşesinden yavaşça öksürdü ve biz birer bardak şarap daha aldık. Her şey mükemmeldi. Hayat güzeldi. Onların küçük dünyasında yapman gereken tek şey, yazar, sanatçı, veya dansçı olmaktı; o zaman istersen ayakta dikilir, istersen gezinir, nefes alıp verir, şarap içer ve ne olduğunu biliyormuş gibi bir hava takınırdın.
25
Jon-Luc durmuyordu. Karanlık görünüp, Dahi'yi oynuyordu. Belki de Dahi'ydi. Kıskançlığa kapılmak istemiyordum. Ama okul hayatım boyunca bezmiştim Dahi'lerden: Shakespeare, Tolstoy, Ibsen, G.B. Shaw, Çehov, bütün o can sıkıcı tipler. Sonra daha da kötüsü, Mark Twain, Hawthorne, Bronte kardeşler, Dreiser, Sinclair Lewis, çimento gibi yapışıyorlardı insanın üstüne, bir süre sonra kurtulma isteği duyuyordunuz, kuralcı aile büyüklerinden farksızdılar, işkence için kullanılsalar ölüler bile bülbül gibi salardı.
71
-Her şeye tek cevabın var: İçki
-Hayır, o benim hiçbir şeye cevabım.
113
İnsanoğluna gerekli üç şey: İnanç, alıştırma ve şans.
123
Yüzünde büyüleyici bir tebessüm vardı, gözleri baktığı insanların röntgenini çekiyordu sanki.
131
İnsanlar ilginç değildi. Belki de ilginç olmaları gerekmiyordu. Hayvanlar, kuşlar, böcekler ilginçti. Anlayamıyordum.
153
Saatlerini, hatta yıllarını başka biri olmaya çalışarak geçirmek insana bir şey yapardı mutlaka. Kendin olmaya çalışmak bile yeterince güçken sen olmayan biri olmak için çaba sarfettiğini düşün. Sonra sen olmayan başka biri olmak için. Ve sonra başka biri olmak için. Önceleri heyecan verebilirdi insana. Ama bir süre sonra, bir düzine kadar değişik insan olduktan sonra, kim olduğunuzu hatırlamakta güçlük çekebilirdiniz, hele kendi cümlelerinizle konuşmak zorundaysanız.
160
Hipodromuma döndüm. Bazen benim burda ne işim var diye düşünürüm. Bazen bilirim. Birincisi, kalabalık bir insan topluluğunu en kötü halinde izleme olanağı buluyordum ki bu bana insanlığın kimlerden müteşekkil olduğunu hatırlatıyordu. Açgözlülüğü, korkuyu, öfkeyi, her şeyi apaçık görüyordum...
Derin hakikatlerin, yazmanın, resim yapmanın sırrı sadeliktir. Hayat sadeliğiyle derindir. Sanırım hipodrom bendeki bu bilinci canlı yuyutor.
166
Film bitmişti, yakında gösterime girecekti. Eleştirmenler eleştirecekti. Ama çok fazla film yapılıyordu, durmaksızın. Seyirci o kadar çok film görüyordu ki artık yargılama yeteneğini kaybetmişti, işin kötüsü, eleştirmenler de aynı durumdaydı.
185
Gösteri dünyasında olmamak daha iyi değil miydi? Hayır hayır. Kim bahçıvan veya taksi şoförü olmak ister ki? Veya vergi danışmanı? Hepimiz sanatçı değil miyiz? Zihinlerimiz daha fazlasını istemiyor mu? Böyle acı çekmek öyle acı çekmekten iyidir. En azından daha şık duruyordu.
Shakespeare Bunu Asla Yapmazdı
11
Bu kız beni sıkan her şeyden haz duyuyor, benim haz duyduğum her şeyden sıkılıyordu. İdeal bir çifttik. Aramızda tahammül edilebilir ve tahammül edilemez mesafe sayesinde sürdürebiliyorduk ilişkimizi. Her gün –ve gece- tekrar karşı karşıya geliyorduk, hiçbir şeyi çözümleyememiş ve çözümleme umudu olmaksızın. Mükemmeliyet.
41
İnsanların çoğunu ilgilendiren şeyler beni hiç ilgilendirmiyordu. Küçük bir liste yapabilirim sizin için: topluca dans etmek, şeytan arabaları, hayvanat bahçesi ziyaretleri, piknikler, yıldız rasathaneleri, televizyon, cenazeler, düğünler, partiler, basketbol maçları, otomobil yarışları, şiir dinletileri, müzeler, raliler, protesto gösterileri, çocuk oyunları, büyük oyunları... Plajlar, yüzmek, kaymak, Noel, Temmuzun dördü, rock, dünya tarihi, uzay araştırmaları, ev köpekleri, katedraller ve Büyük Sanat Eserleri beni ilgilendirmiyor.
48
“Dinle, rock gruplarından daha çok müşteri çekiyorsun, seni her Perşembe, Cuma ve Cumartesi istiyorum,” demişti. Bir parçanın her dinleyişle biraz daha güzelleşebileceğini, ama şiirin her dinleyişle kötüleşeceğini idrak edemiyordu.
78
-Hayat yaşamaya değer mi sizce?
-Yüzüme tuttuğun şu mikrofonla hayır, hıyar...
-Kadınlardan nefret ediyor musunuz?
-Çocuklardan nefret ettiğim kadar değil.
-Hayatın anlamı nedir sizce?
-Olumsuzluk.
-Peki mutluluk?
-Mastürbasyon.
-Ya hayatın özü?
-Yüzde elli indirimli satışlar.
107
Televizyon, çocukların ve kilisenin tuttuğundan daha çok sayıda uyumsuz çifti birlikte tutuyor.
143
iki erkek terörist kendilerini kaçıran
üç kadın teröristi düzüyorlar mıydı
acaba? en soylu davranış bu
olurdu. ideoloji cinselliğe karşı
değildi çünkü. tek iyi yanı da
buydu zaten.