8 Şubat 2012

Haruki Murakami

İmkansızın Şarkısı'ndan

15
Çok zaman önce, henüz gençken ve anılarım henüz tazeyken, olan biteni anlatmayı birkaç kez denedim. Ama, o dönemde bunu yapamadım bir türlü. Biliyordum, ilk satırı yazabilsem gerisi kendiliğinden gelcekti, ama başaramıyordum bu ilk satırı yazmayı. Her şey fazlasıyla belirgindi, açıktı ve nereden başlayacağımı bilmiyordum. Nasıl bir harita, aşırı ayrıntılı olduğunda pek işe yaramazsa, öyleydi işte. Ama şimdi anlıyorum. Sonunda anlıyorum; biliyorum ki ancak ve ancak eksik kalmış düşünceler ve anılar, eksik diye tanımlanan cümlelere gelip oturabilir.

51
Sadece ölüler hep on yedi yaşında kalıyordu.

75
Uzun boylu olan broşürleri dağıtırken yuvarlak suratlı öğrenci de kürsünün üzerine çıkıp, söylevini verdi. Broşürlerde, bu gibi durumlarda hep olduğu igib, son derece basite indirgenmiş türden cümleler vardı. Hileli rektör seçimlerini tanımıyoruz, tüm öğrenciler boykota veya Öğrenciler ve işçiler, Japon emperyalizmine karşı birleşiniz, gibi. Kavramlar saygıdeğerdi, bunlara özellikle diyecek sözüm yoktu, ama cümleler inandırıcılıktan yoksundu. Güven vermiyor, hiçbir coşku uyandırmıyordu. Ablak suratlının söylevi de farklı değildi. Hep aynı nakarattı. Müzik aynıydı, yalnız güfte değişiyordu. Bu insanların gerçek düşmanının siyasal güç değil, hayal gücü eksikliği olduğu geldi aklıma.

141
Koruda, geçip gitmemi bekleyen gece hayvanlarının tuttuğu soluklarla boğuculaşan bir hava egemendi.

333
Geri dönen her mevsim beni ölenlerden biraz daha uzaklaştırıyordu. Kizuki hep on yedi yaşındaydı, Naoko da yirmi. Sonsuza dek.